Sorun Kart Limiti Değil, Gelir Düzenidir


Türkiye’de ekonomi yönetimi uzun süredir bir yanılgı etrafında şekilleniyor: Sorunun kaynağı olarak vatandaşın harcama davranışı, çözüm olarak ise kısıtlama politikaları görülüyor. Oysa gerçeği tek bir cümle açıkça özetliyor:

Ayarlanması gereken kart limiti değil, gelir seviyesidir.

Kredi kartı limitlerini düşürerek, taksit sayılarını azaltarak ya da tüketimi idari kararlarla baskılayarak enflasyonla mücadele edilemez. Çünkü sorun, insanların “fazla harcaması” değil; yaşayabilmek için borçlanmak zorunda kalmasıdır.

Kredi Kartı Bir Lüks Değil, Hayatta Kalma Aracıdır

Bugün Türkiye’de kredi kartı, refahın değil; gelir yetersizliğinin göstergesidir. Gıda, kira, fatura ve temel ihtiyaçlar kartla karşılanıyorsa burada sorun bireysel tercih değil, ekonomik düzendir. Kart limiti kısmak, yangını söndürmek değil; dumanı saklamaktır.





Gerçek şu ki:

Ücretler enflasyon karşısında erimiştir.

Asgari ücret geçim ücreti olmaktan çıkmıştır.

Orta sınıf hızla yoksullaşmaktadır.

Bu tabloda kredi kartı harcamalarını kısmak, vatandaşın tüketimini değil; yaşamını kısmaktır.

Enflasyonla Mücadele Yanlış Yerden Yapılıyor

Enflasyon, talebin aşırılığından değil;

  • yanlış para politikalarından,
  • kur istikrarsızlığından,
  • üretim maliyetlerindeki artıştan,
  • kurumlara duyulan güvensizlikten
  • beslenmektedir.

Talebi idari kararlarla boğmak, ekonomiyi soğutmaz; daraltır. Bu da büyümeyi değil, işsizliği artırır. Üstelik gelirler artmadığı sürece, bastırılan talep ilk fırsatta daha sert şekilde geri döner.

Gelir Artmadan İstikrar Olmaz

Ekonomik istikrarın yolu, tüketimi kısmaktan değil; geliri artırmaktan geçer.

  • Üretken yatırımlar olmadan,
  • verimlilik artışı sağlanmadan,
  • adil bir gelir dağılımı tesis edilmeden

Ne enflasyon düşer ne de toplumsal refah artar.

Geliri ayarlamadan limiti ayarlamak, sorunu çözmez; erteler. Ertelenen her sorun ise daha ağır bir bedelle geri döner.

Yanlış Teşhis, Yanlış Tedavi

Bugün uygulanan politikalar, hastalığı değil semptomu hedef almaktadır. Kredi kartı borçları, ekonomik bozulmanın sebebi değil; sonucudur. Sonucu baskılayarak sebebi ortadan kaldırmak mümkün değildir.

Türkiye ekonomisinin ihtiyacı olan şey; yasaklar, sınırlamalar ve geçici önlemler değil;

  • güçlü kurumlar,
  • öngörülebilir politikalar,
  • emeğin karşılığını aldığı bir gelir düzenidir.

Aksi halde kart limiti düşer, ama borç bitmez.

Taksit azalır, ama yoksulluk derinleşir.

Çünkü mesele kart değil, hayattır.


Derleyen : Serkan HORUZ

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gayri Menkul Sertifikaları Avantaj ve Dezavantajları

Yatırım Fonu Tefas Platformu:

Altın Takip Sistemi’nin (ATS) Görünmeyen Yüzü